ONUR SEZGİN
ONUR SEZGİN - Resmi web sitesi  
  ANA SAYFA
  SANATI HAKKINDA
  MAKALELERİM
  TİYATRAL ŞİİRLERİM
  KARALAMA DEFTERİM
  E - SHOP ( Resim)
  E-SHOP ( Şiir )
  HEYKELLERİM
  KİTAPLARIM
  KARİKATÜRLERİM
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  İLETİŞİM
  En son yazdıklarım
ANA SAYFA

 21. Yüzyıl En Büyük Şairi 
 Onur Sezgin'in web sitesine hoş geldiniz!



      Bizi bu ölüm kalım oyununa gönüllü yapan duygu 
       nasıl bir duyguydu?
    Öylesine önemli ve öylesine manalı…
 Şimdi yerinden kalk, karanlığın içinden yüzünü güneşe doğru çevir, sırtını bulutlara daya ve tabiatın yaptığını yaparak bırak maymun ve kaplan ölsün… Sonra da o büyük hazineyi, tüm güçlerin elinden çekip al… Burada durman olanaksız… Devam etmelisin… Sonuna dek, biliyorsun



ONUR SEZGİN'İN
( KARALAMA DEFTERİNDEN KESİTLER )


1.perde 2.kısım “ Gökkuşağı gibiydi
 
Birinin bana
“ Üstat! ” diye seslendiğini sandım
Ve “ Efendim! ” diye yanıtladım onu
Neden mi?
Sonsuzluğu gördüm dün gece
 
Saf ve tükenmeyen bir kaynaktan,
Her türlü rengin bir araya geldiği
Büyük bir gökkuşağı gibiydi
Parlak olduğu kadar dingin
                       Onur Sezgin 27.08.2009    



1. perde 2. kısım “
11 yaşındaki bir çocuktan - Kumarbaz babaya öfke

  
Tanrı seni korusun,
Aklı şaşmış ve bunamış babam,
Sana böyle eziyet eden kemirgenlerden!
Nedir bu halin?
Lazım olur diye
Sakladığım oyuncak tabancamla
Vurdum işte bütün kumarbazları!
                         Onur Sezgin 27.7.1977


        1. Perde 2. kısım
Küskünüm benim!
 
Küskünüm benim!
Ben ona böyle derdim çünkü...
Kabul ediyorum biraz hassas ve kırılgandı
Küstürmüşüm onu…
 
 
Ve bir gün…
Kopardılar onu benden
Makasın bileşen uçları,
Kesip ayırdı kutsal saçı bedenimden
Sonsuza kadar…
 
Ve o zaman, onun (Seval’imin)
Gözbebeklerinden şimşekler çaktı
Ve karanlık gökyüzünden yağmurlar boşaldı
Hiç bitmeyen…
 
Varsın bu hava, bu su,
Bu yeryüzü kargaşalığa düşsün
İnsanlar, hayvanlar, kurtlar, kuşlar mahvolsun!
Sonsuza değin lanetli olsun,
Bu nefret edilesi gün
En güzel, en çok sevdiğim varlığı
Kapıp gittiği için
                Onur Sezgin 30.11.2008


 2.perde 2.kısım Tam o anın koordinatları
 
Işıksız bir yerde,
Dört yanımda tehlike
Labirentin tam ortasındayım
 
Üstümde de garip bir ağırlık
 
Bir ad veremiyorum buna
Eğer çaresizlik demezsem,
Ne diyebilirim bu duyguya
                 Onur Sezgin 04.09.2009



1.perde 2.kısım
Anılar
 
Nöbet tutma sırası, bana geldiğinde;
Kaskatı buzlar, zincirleriyle
Sımsıkı bağladılar ayaklarımı
Hiç bir şey duymuyordum orada
Durmadan esen poyrazın ulumasından başka
 
Kızıl renkli sonbahar ağaçlarına bakıyordum
Ölümden hiç korkmuyorlardı
Tek Tanrılı dinlerin;
Belli ki, onlara kazandırdıkları
Ruhun ölümsüzlüğü umuduyla avunuyorlardı
                               Onur Sezgin 09.08.2009


      
Aşk bitti
Heyecan da öyle
Evlilik bir ölümdür artık bu şekilde
 
Oysa “ Heyecandı “ çok önceden
Bize bu nikâh yeminini ettiren
Bitti, hepsi bitti
 
                  Onur Sezgin 3.08.2008


                                 
 1.perde 2.kısım ( 2008 Türkiye'si )
 
Üstü örtülü gerçekler,
Bir bir açığa çıkıyor şimdi
 
Doğanın yasaları,
Gecenin karanlığına gizlenmişti ya,
Tanrı “Edison doğsun” dedi
Ve ışığa boğuldu her şey
                                 Onur Sezgin 23.11.2008
 



1.perde 2.kısım "Yaş 45"

Ayak tabanlarında oluşan her nasır;
Bir acı verir insana
Tüketilemeyen bazı arzulardan mı?
Yoksa boşa çıkan umutlardan mı?
Bilinmez ya,
Ak düşmüş her saç telinin ardında
Bir gözyaşı saklıdır
Çıkmakla işlediği suça üzülüp ağlarcasına
                                   Onur Sezgin 21.07.2008



          2. perde 1. kısım
Metafizik Usulü Ayrılığın Koordinatları
 
     İkimiz de tek başına kaldık şimdi
     Ama ben,
     Daha büyük bir şehirde,
     Daha kalabalık bir caddede kayboldum
     Çevremi saran bu uğultu,
      Beni hiç bilmediğim bir yöne sürüklüyor
      Başımda hafif bir ağrı,
      Ayaklarım yorgun
      Pusulam kayıp!
                          Onur Sezgin 8.12.2008     



1. perde 2. kısım “ Bir Mutluluk Şarkısı
 
Dünyayı bir su damlasının içinde görmek
− Ne güzel!
Ve bir kır çiçeğinde cenneti
 
Zamanı kum saatinin içinde sıkıca tut!
Bak, sonsuzluk ellerinde işte!
Yaşlılık korkutmasın artık seni
Açlık ve ölüm de
İstersen güneşi verebilirim sana
Eskiden bahçede oynadığım yerde
 
Ama bana inanmadığını söyleme
Ben bir mutluluk şarkısı yazdım
Her çocuk dinleyip sevinsin diye
 
                       Onur Sezgin 12.10.2008


1.perde 2.kısım "2008 Türkiye'si"

Lodos yine sert esiyor,
Yağmur damlalarında hiç bitmeyen bir telaş
Uzaklarda çok uzaklarda bir bebek ağlıyor
Dünya bir ekonomik kriz içinde
Ancak ilham perim ümitsiz değil
                              Onur Sezgin 29.11.2008



1.perde 3.kısım
 “ Tragedya usulü sitem etmenin koordinatları
 
Öfke ve hüzün,
İçime işliyor
Bir virüsün bedeni istila etmesi gibi
 
Kader Tanrıçaları, beni işe yaramaz sandılar
Böylece yanılarak hepsi
Alın yazıma razı oldular
 
Öyleyse gökyüzüne doğru çekmesinler ruhumu
Sürünerek gitmeliyim ateşe
Kısa bir yolculuk olmayacak zaten bu
 
Yanarken alevler içinde,
Bir tek aşağılık gözyaşı dökmeyeceğim
Korkudan değil, acıdan kızaracak yüzüm, eğer kızarırsa
 
Ey ruh, kül tanelerine dön;
Akan bir derenin, bulanık sularına karış ki,
Seni bir daha bulamasınlar
Ve bu şekilde dağılsın
Evrenin insafına kalmış o küçük parçacıklar.
                                 Onur Sezgin 02.09.2009  



1.perde 2. kısım “ Soylu geçinenlerle alay etmenin koordinatları
 
Benim oldukça eski ama soylu
Ya da soysuz kanım,
Nebula denen gaz kütlesinden beri
Kurt ve kuşun kanatlarında mı?
Uçup gitti yani?
 
Buna şaşmamalıyız
Namuslu doğa bizi aptal yarattıysa
Daha çok destan yazar tarih kitaplarımız
 
                                  Onur Sezgin 11.12.2008



2.perde 1.kısım
İltifat etmenin entelektüel koordinatları
 
İnan ki, çok merak ediyorum,
Senle ben ne yapardık
Birlikte yaşamadan önce?
 
Öyle denk gelmişiz ki… Bir pergelin iki ayağı gibi
 
Bunu anlatabilmek için,
Henüz cilalanmamış, pürüzlü dizeleri seçtim
Konuşmaya en uygun,
Düz yazıya en yakın olduğu için
                         Onur Sezgin 26.08.2009



1.perde 2.kısım
Arabesk bir aşk filminin koordinatları
 
Seni ateşe atsalar, ben yanmaz mıyım;
Senin kalbin kırılsa, ben inim inim inlemez miyim?
Sen sitem etsen, neşeden eser mi kalır bende?
Biz bir bütünüz
Zorluklar bizi ikiye böldüğü halde
                            Onur Sezgin 29.08.2009



1. perde 2. kısım “Bırakıp gitti işte beni
 
Olympos dağının eteklerinde,
Merdiven yıkardı harçlığı çıksın diye
İşte ben böyle bir kızı sevdim
 
Meğer Venüs bile kıskanırmış onu
Geç uyandım
 
Ve o gün
Uçan bir kuşun kanatlarından nem kapmış
Ya da sarhoş bir bulutun rüzgârına çarpmış
Ne fark eder ki?
 
Bırakıp gitti işte beni
Yavaş yavaş gözlerini yumarak
Bir daha açmamacasına hem de
 
Şimdi yalnızca
Rüyalarımda yeşeren o fidanın
Küçücük yeşilini yağma eden kutsal keçiler,
Duyun sesimi!
 
Ey Olympos dağında yaşayan Tanrılar!
Ya, hepten yok edin evreni
Ya da bırakın sonsuza dek yaşasın âşıklar!
 
Ve sen ay dede, karanlık gecelerime ışık tutan
Silinip gitme unutuluşa
Boşuna değil her gece yeniden uyanışın
 
                         Onur Sezgin 21.02.2010





 
2.perde 2. kısım Ayrılış
 
Otobüs durağında ağlıyor genç bir kadın
Boyun atkısına gizlemiş
Gözyaşının göz farına karıştığı yüzünü
 
Üşümüş parmaklarını hohluyor
Tek başına dönecek evine belki de
Karanlık sokaklarda adım adım yürüyerek
 
İlk adım ilk ayrılıştır
Telefondaki o ayrılış
Ilık akan bir gözyaşı
Hayal kırıklığının ilk gözyaşlarıdır.
 
                      Onur Sezgin 17.02.2010
 



1. perde 2. kısım “Okul Yılları
 
Bir sigara paketinin içine
Şiir yazarken yakalandım
 
Aldığım cezaya mı?
Yoksa yazdıklarımın
Fark edilmediklerine mi yanayım?
 
“ Sigara sağlığa zararlıymış “
Öğrenmiş oldum
 
Şimdiyse Yüksekten uçan
Alçak gönüllü bir kartalın
Beyaz kanatlarına yazdım
Üstelik sesli harflerle
Körler de bir parça okuyabilsin diye
 
                 Onur Sezgin 25.02.2010


          Onur Sezgin’in

TEHLİKELİ BİR OYUN
adlı eserinden bazı
kesitler...
        


Bir bülbülün şakıması gibiydi sesi
Öyle berrak ve öyle tatlı geliyordu ki kulaklarıma
Hani nedenini bilmeden etkisi altına alır ya bizi
İşte öylesine derinden,
Düş mü görüyordum yoksa?


MED – İyi ama... Yolu bulamıyorum?
BOŞ – Biraz gayret edin
                                       Onur Sezgin

O anlarda bir merak vardır, tehlikeli mi tehlikeli
Öyle bir heyecan ki, içimizde geniş yerler açar
Zümrütten bir ışık halkası sarar etrafı,
Her şey tozpembe görünür göze...
Ve öyle bir sarhoşluk olur ki, karşı konulmaz.
                                       Onur Sezgin

Sesinde buyurgan bir hava var,
Kestane rengi saçlarında ise derin bir sevgi yatıyor.
Heykeltraşa model olabilecek kadar ölçülü bir yüz,
Hele o dolgun dudaklar...
                                      Onur Sezgin

Tavrı utangaç olmasa da kendini frenler gibiydi,
Bunun nedeni karşısındakine yaklaşmak yerine
Karşısındakinin kendine yakalaşmasına olanak
vermek istemesiydi
Ne var ki acı bir şeydir yeteneğin fark edilmemesi...
                                     Onur Sezgin

Boşa kürek çekmek budur işte
Bir türlü evet demez hayır demese de
Kendisi beklerken yağmuru yağmur altında
Müthiş bir keyif alır, kalbiniz kırılırken
Ona göre sadece bir oyalamacadır
Safça değil bu, saflık bozucudur.
                                    Onur Sezgin

Yıkılmış gibiydi o an,
Kibirli bir kadının üstünlük kompleksiyle
Savaşması ve onu yemesi gerektiğini düşündü
Yenilgiyi hazmetmek bir zavallılık
Kaçmaksa korkaklık ve alçaklıktı
Ya da öyle göründü onun kırılan kalbine...
                                    Onur Sezgin

Ve atladı çocuk sulara, kulaç attı uzaklara
Yağmur hafif şiddette, deniz dalgalıydı.
Pek de oynaktır deniz o sahilde, bilirim
Fışkıran dalgaların damlaları çarpar yüzümüze
Derken şimşek çaktı, gök gürledi,
Bir leke gibi kaldı çocuk uzakta
El salladı bir an için kabaran suların ardında
Selam etmek için ilk ya da son kez belki de
                                        Onur Sezgin

Bu gülmeler şaşkınlıkla dolu bir acıma
Ve insanı aşağılayan türdendi
Öfkeden kıpkırmızı kesildi Bayan Boş
Sonra da renkten renge girdi
Öylesi birini hiçbir şey daha fazla utandıramazdı
Bir budalanın kendine gülmesi kadar...
Bu çok anî ve ölümcül bir yara açtı bağrında
Sustu, baktı uzaklara doğru
Ela gözleri parladı gözyaşları arasından
Yağmurlu bir havada çıkan şimşek gibi
Ya da sulara gömülmüş bir elmas
Ve nefesinden daha iyi duyuluyordu kalbinin sesi
                                      Onur Sezgin

Hiç beklemediği bir anda
Bir erkeğin başına
Mümkün mü? Mümkündür getirmek böylesi bir belayı
En tecrübelisi de olsa erkeğin,
Kimi zaman öyle acımasız olur ki kadınlar
Silaha döner ellerindeki bir gül ya da yelpaze
Nedendir nasıldır bunu anlamaz kimse

MED – Diğerlerini bilmem ama benim hakkımda korkunç bir hata yapıyorsunuz...
                                      Onur Sezgin

Ey tutku, ve ey içimizdeki ihtiras!
Ne etkileyici şeymişsin sen
Lanetlenmeyi göze alsa da kişi senin uğruna
Artık çok geçti yaralı bir konuşma için
Gözlerden pişmanlık boşalıyordu
Ama kim tutkularının esiri olur da koruyabilirdi ki aklını
Direnmedi değil insafı, baştan çıkmamak için
Direndi önce, karşı koydu dili döndüğünce, tövbeler ettiyse de
Sonunda boyun eğdi “Boyun eğmem asla”diye diye
                                         Onur Sezgin

Önce bir çığlık koptu
Bulutlardan gelen gök gürültüsü gibi, rüzgârın uğultusunu aşan
Ve suların acımasız saldırısı
Ancak arada bir kulaç sesleri duyuluyordu
Suda çırpınan ya da can çekişen bir adamın
Boğulma ânında ki çaresizliği gibi...
                                    Onur Sezgin

Kadın üzüldü boğulan adama ve düşündü
Timsah gözyaşlarını akıtırken tuzlu denize
Ancak yoksul adamın bıraktığı şeyler vardı geriye
Karısı, çocukları ve bir martının çığlığı ile biten yoksulluğu
                                                Onur Sezgin
 

Bazı aşklar vardır hemen anlaşılmayan
Yeryüzünde sis gökyüzünde bulut olan
Tıpkı meleklerin dokunabilecekleri kadar hassas
Masumdur böylesine bir aşk iki insan arasında
Olmazsa bir tehlike yaratmadan
Önce bir bakış, sonra bir dudak öpülür
Kimine göre suç işlemiş olurlar – giderlerse daha ileri
Benden günah gitti
İşte söylüyorum ya tam zamanında her şeyi...
                                  Onur Sezgin
 

Duygulu ve sessiz bakan gözleri
Kırılgan bir ruhu gizliyordu derinlerde,
Üzülürse hemen çıksın ortaya diye.
Bir misafirdi o, vakti geldiğinde gidecek
Bir kadeh şaraptı, diğerlerinden daha berrak.
Sislerin ardında görünen bir tepeydi, sonra kaybolan...
Ağrı Dağı gibi hani
Bunu ona söylesem eminim tatlı tatlı gülerdi
Ya anlamlı ya da anlamamış gözlerle...
                                 Onur Sezgin
 

Kadınların değişmez yazgısıdır belki, hep aldatılmak
Kırılan kalpleri kaybeder umudu, ilahlaştırdıkları erkekten
Ve kaybettiklerinde,
Onlara hatırlamaktan gayrı bir şey vermez hayat geçmişin acılarını
Zehirli bir yılanın saldırısı gibidir hemen öç almaları
Hızlı, vahşi ve ölümcül...
Ama çektikleri çileleri silemedikleri için hafızala­rından,
Duyarlar içlerinde onlara ne derin bir yara açtıklarını
                                Onur Sezgin
 

Değer bilmeyen bir koca ile yapılan evlilik,
 
Şarabın sirkeye dönüşmesi gibidir.
Sıkıcı ekşi ve basit.
Oysa sevgililerin birbirine
Kur yapmaları ile ünlüdür aşk öyküleri...
Evliliklerse hemen geçiştirilir,
Çünkü artık kötü yanı yoktur öpüşmelerin...
                                   Onur Sezgin
 

İlk bakışlar dedik ya,
 
Nasıl da güzeldir utangaçlığın vuruşu kalbin yanaklarına
En küçük zerresi bile olmaksızın kötülüğün
Ve sen aşk!
Nasıl da kusursuzdur gizemli sanatın
Sen değil misin kuvvetliyi ezen, güçsüze güç veren!
Çekiciliğine kapılmış bir ölüyü bile dirilten
                                          Onur Sezgin


 
.................................................................................................



 
 
    Onur Sezgin  
     
  1966 Ergani doğumludur. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamladıktan sonra 1983 yılında Ankara Gazi Eğitim Fakültesi’ne girdi. 1989 yılında İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi Resim Ana Sanat Dalı’nda Yüksek Lisans öğrenimini tamamladı. Çalışmalarını yıllardır üzerinde durduğu “Diyalektik Kompozisyon ve Mekân Düşüncesi” felsefesi doğrultusunda deneysel olarak (resim, heykel, karikatür, öykü, tiyatro senaryosu) alanlarında sürdürmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.
YAZMIŞ OLDUĞU ESERLER
- 1989 İşkembe Kuzuların Beynidir Ciğer Horozun İbiğidir (8 Kısa Oyun)
- 1996 Beriberi (Öykü)
- 1997 Gece Gezen İsmail (Öykü)
- 1998 Kara Mizah (Stand up Komedi)
- 1998 Cumhuriyetin 75.Yılı Tiyatro Gösterisi (Onur Belgesi)
- 2001 Annem İçin (Radyo Tiyatrosu)
- 2003 Uzaydan Gelen Rüya (Çocuk Edebiyatçıları Birliği - 2004 Çocuk Edebiyat Ödülü)
- 2005 Tehlikeli Bir Oyun (Tiyatro Oyunu)
- 2006 Masal Anlatan Dev (Tiyatro Oyunu) ( Devlet Tiyatroları Repertuarında ) (Şiire Sevgi, Şaire Saygı Ödülü )
- 2013 Boğaç Han Destanı (Tiyatro Oyunu) ( Devlet Tiyatroları Repertuarında ) ( Sanat Olimpiyatları MANSİYON )
- 2014 İki Baba ( Tiyatro Oyunu )
RESİM, HEYKEL VE KARİKATÜR ÇALIŞMALARI
- 1986 47. Devlet Resim - Heykel Sergisi
- 1986 Ankara Beymen Bedesten Karma Resim Heykel Sergisi
- 1986 İstanbul Enka Spor Eğitim ve Sosyal Yardım Vakfı Heykel Sergisi
- 1987 Ankara Eşref Üren Sanat Galerisi Karma Resim Sergisi
- 1991 11. Turgut Pura Vakfı Resim Heykel Sergisi
- 1992 3. Adana Çimento Sanayi ‘Özlenen Doğa’ Sergisi
- 1993 5. Mevlâna Resim Yarışması Sergisi
- 1996 Asaf Koçak 2. Karikatür Sergisi
- 1998 İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü ‘Cumhuriyet’in 75. Yılı’ Yarışmalı Resim Sergisi
- 2000 Our World In The Year 2000 Winstor Newton Yağlı Boyaları Dünya Yarışması Karma Resim Sergisi (London, Stockholm, New York)
KİŞİSEL SERGİLER
- 1990 İzmir Büyükşehir Belediyesi Çetin Emeç Sanat Galerisi
- 1992 Çamkıran Sanat Galerisi
- 1993 İzmir Hilton Sanat Galerisi
- 2000 İstanbul Akbank Beylerbeyi Sanat Galerisi
- 2001 İzmir İş Bankası Sanat Galerisi
- 2005 İzmir Büyükşehir Belediyesi Çetin Emeç Sanat Galerisi
ALMIŞ OLDUĞU ÖDÜL VE BELGELER
- 1991 Turgut Pura Resim Heykel Yarışması (Jüri Özel Ödülü)
- 1994 ‘Bütün Oğullarım’ Adlı Tiyatro Oyununun Dekor Çalışması için (Onur Ödülü) İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü
- 1998 Cumhuriyet’in 75.Yılı Dolayısı ile Hazırlamış Olduğu Tiyatro Gösterisi (Onur Ödülü)
- 2000 Dünya Resim Yarışması Winstor Newton Yağlı Boyaları (Türkiye Finalisti)

 
 
 
 
    Facebook beğen  
     
     
 
 
    Reklam  
     
     
 
 
       
     
 

widget
 
 
5 ziyaretçikişi burdaydı!



                
          
 
                Sitemizden satın alabileceğiniz ürünler: 
 Resim, Heykel, KitapŞiir

          Satın almayı düşündüğünüz ürünler için; ( İLETİŞİM ) bölümünü tıklayıp, açılan sayfada bulunan formu doldurarak, ( Mesajın ) yazan bölümdeki boşluğa satın almayı düşündüğünüz ürünün özelliklerini ve adresinizi yazıp sipariş verebilirsiniz.

        Onur Sezgin'in ( 5638775 ) numaralı posta çeki hesabına ya da
        Onur Sezgin'in  ( 
TR280001001993413875155003
) numaralı T.C. Ziraat Bankası İBAN hesabına
 ürün bedeli olan ücreti yatırdıktan sonra, siparişiniz en kısa süre içinde belirtmiş olduğunuz adrese kargo yolu ile elden teslim edilir.

           Ürün takibini; ( 0536 212 10 96 ) numaralı telefondan ya da
 ( 
onur_art@mynet.com )  
 (
onur_art@hotmail.com )
 mail adreslerinden yapabilirsiniz. 



................................................................................................................................................

Onur Sezgin  
  İlk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamladıktan sonra Ankara Gazi Eğitim Fakültesi’ne girdi. İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi Resim Ana Sanat Dalı’nda Yüksek Lisans öğrenimini tamamladı. Çalışmalarını yıllardır üzerinde durduğu “Diyalektik Kompozisyon ve Mekân Düşüncesi” felsefesi doğrultusunda deneysel olarak (resim, heykel, karikatür, öykü, tiyatro senaryosu) alanlarında sürdürmektedir.
YAZMIŞ OLDUĞU ESERLER
- 1989 İşkembe Kuzuların Beynidir Ciğer Horozun İbiğidir (8 Kısa Oyun)
- 1996 Beriberi (Öykü)
- 1997 Gece Gezen İsmail (Öykü)
- 1998 Kara Mizah (Stand up Komedi)
- 1998 Cumhuriyetin 75.Yılı Tiyatro Gösterisi (Onur Belgesi)
- 2001 Annem İçin (Radyo Tiyatrosu)
- 2003 Uzaydan Gelen Rüya (Çocuk Edebiyatçıları Birliği - 2004 Çocuk Edebiyat Ödülü)
- 2005 Tehlikeli Bir Oyun (Tiyatro Oyunu)
- 2006 Masal Anlatan Dev (Tiyatro Oyunu) ( Devlet Tiyatroları Repertuarında ) (Şiire Sevgi, Şaire Saygı Ödülü )
- 2013 Boğaç Han Destanı (Tiyatro Oyunu) ( Devlet Tiyatroları Repertuarında ) ( Sanat Olimpiyatları MANSİYON )
- 2014 İki Baba ( Tiyatro Oyunu )
RESİM, HEYKEL VE KARİKATÜR ÇALIŞMALARI
- 1986 47. Devlet Resim - Heykel Sergisi
- 1986 Ankara Beymen Bedesten Karma Resim Heykel Sergisi
- 1986 İstanbul Enka Spor Eğitim ve Sosyal Yardım Vakfı Heykel Sergisi
- 1987 Ankara Eşref Üren Sanat Galerisi Karma Resim Sergisi
- 1991 11. Turgut Pura Vakfı Resim Heykel Sergisi
- 1992 3. Adana Çimento Sanayi ‘Özlenen Doğa’ Sergisi
- 1993 5. Mevlâna Resim Yarışması Sergisi
- 1996 Asaf Koçak 2. Karikatür Sergisi
- 1998 İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü ‘Cumhuriyet’in 75. Yılı’ Yarışmalı Resim Sergisi
- 2000 Our World In The Year 2000 Winstor Newton Yağlı Boyaları Dünya Yarışması Karma Resim Sergisi (London, Stockholm, New York)
KİŞİSEL SERGİLER
- 1990 İzmir Büyükşehir Belediyesi Çetin Emeç Sanat Galerisi
- 1992 Çamkıran Sanat Galerisi
- 1993 İzmir Hilton Sanat Galerisi
- 2000 İstanbul Akbank Beylerbeyi Sanat Galerisi
- 2001 İzmir İş Bankası Sanat Galerisi
- 2005 İzmir Büyükşehir Belediyesi Çetin Emeç Sanat Galerisi
ALMIŞ OLDUĞU ÖDÜL VE BELGELER
- 1991 Turgut Pura Resim Heykel Yarışması (Jüri Özel Ödülü)
- 1994 ‘Bütün Oğullarım’ Adlı Tiyatro Oyununun Dekor Çalışması için (Onur Ödülü) İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü
- 1998 Cumhuriyet’in 75.Yılı Dolayısı ile Hazırlamış Olduğu Tiyatro Gösterisi (Onur Ödülü)
- 2000 Dünya Resim Yarışması Winstor Newton Yağlı Boyaları (Türkiye Finalisti)
 
Facebook beğen  
   
Reklam  
   
 
   
 
   
SAYAÇ  
   
1 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=